Aziz Dede 1835 yılında Üsküdar’da Doğancılar parkından Ahmediye’ ye inen yolun sağındaki evlerden birinde doğdu (Özalp, 2000: I-644). Genç yaşında Mısır’a gidip Kahire Mevlevihanesi’nde ney öğrendi. Mısır’dan Gelibolu’ya geldi. Gelibolu Mevlevihanesi’nde çilesini bitirerek “Dede” oldu (Öztuna, 1969: I-90). Daha sonra İstanbul’a geçerek Üsküdar’a yerleşti.
O yıllarda Neyzen Salim Bey’in ünü İstanbul’da yayılmıştı ve Aziz Dede de ondan ney dersi almak niyetindeydi. İlk tanışmalarını Emin Yazıcı, Hattat Sami Efendi’den nakleder: “Aziz Dede, neyini ilerletmek maksadı ile müracaat edince Salim Bey ‘Biraz üfle bakayım!’ der. Ney sadasını işitir işitmez ‘Sen benimle alay etmeğe mi geldin!’ hitabında bulunur. Fekat heveskâr olduğunu anlayınca takdir eder ve talebeliğine kabul eder.” (İnal, 1958: 93).
Üsküdar ve Galata Mevlevihane’lerinin neyzenbaşılığını yaptı. Daha sonraları Bahariye Mevlevihanesi’nde de aynı görevi üstlendi.
Aziz Dede yetmiş yaşında 7 Mart 1905 tarihinde öldü. Ölüm tarihinin tam olarak bu tarih olduğunu Reşid Halid Gönç tarafından sanatkarın ölümünün ertesi günü 8 Mart 1905 tarihinde yayınlanan Sabah Gazetesi’ndeki şu yazısından biliyoruz (Koçu, 1960: 1705): “…Üsküdar Kefçe Dede mahallesindeki hanesinden ihtifalat ile kaldırılarak ehibba ve eviddasından pek çok zat hazır olduğu halde Yeni Cami’de cenaze nemazı ba’deleda makberei mahsusasına defn olunmuşdur. Merhum, esatizei musikiyyeden olup ahlakı hasene ile muttasıf, hoş sohbet bir zat sütude simat idi. Birçok neyzen yetişdirdiği gibi kendi de Yenikapu, Beharriye, Kasımpaşa, Galata, Üsküdar Mevlevihaneleri Nayzen başılığını ifa edmekde idi. “ (İnal, 1958: 96). Metnin sadeleştirilmiş şekli şöyledir: “Üsküdar Kefçe Dede mahallesindeki hanesinden dost ve ahbaplarının dahil olduğu büyük bir törenle kaldırılarak Yeni Cami’de cenaze namazı sonrası defnedildi. Merhum Musiki üstadlarından olup ahlakı iyilik sıfatıyla vasıflanmış hoş sohbet bir kişiydi. Birçok neyzen yetişdirdiği gibi kendi de Yenikapu, Beharriye, Kasımpaşa, Galata, Üsküdar Mevlevihanelerinin Neyzenbaşı idi.”
Üsküdar Mevlevihanesi’nin bahçesine defnedildi. Mezar taşında şair İsmet’in şu tarih şiiri vardır:
“Mevlevi dergehleri serneyzeni iken diriğ
Alemi lahuta pervaz etdi bu canı Aziz
Her dem eylerdi dil-i yarana taksim-i safa
Bişnevez ney ders-i pür feyzinden olmuşdu muciz
Firkatinle şerha şerha oldu şimdi sinemiz
Çeşm-i can-ı dil-i mana hasretiyle eşkriz
Menzili ola tarabgah-ı makam-ı semendi
Kimseye cay-ı karar olmuş mu çerh-i pür-sitiz
Kemterin-i Mevlevi İsmet dedi tarihini
Göçdü ya hu aşk-ı Mevlana ile Derviş Aziz” (Özalp, 2000: I-646)
Orta boylu, şişman bir görünüşü olan Aziz Dede’nin öğrencileri arasında Emin Yazıcı (Dede), Santuri Ziya ve Rauf Yekta Bey sayılır. Mustafa Rona, Aziz Dede’nin beş saz eserinin bilindiğini söyler (Rona, 1969: 6). Lakin, Öztuna’nın aktardığına göre yedi eseri günümüze kadar gelmiştir (Öztuna, 1969: I-90):
1. Hicaz peşrevi
2. Saba sazsemaisi
3. Sultaniyegah sazsemaisi
4. Suzidil sazsemaisi
5. Uşşak sazsemaisi
6. Yegah sazsemaisi
7. Zirgüleli suzinak sazsemaisi
Yılmaz Öztuna’nın verdiği bu listeye ilaveten tarzı nevin makamında bir de saz semaisi vardır (İTÜ TMDK, 2008).