Halil DİKMEN

Halil Dikmen 1906 yılında Fatih’te doğdu. Babası Mehmet Haşim Bey, Leon Hancıyan’ın talebesiydi ve evinde sık sık musiki meclisleri tertip ederdi (Ayvazoğlu, 2002: 69). Bu fasıllara Neyzen İhsan Bey de katılırdı. Halil Dikmen İhsan Bey’in ney üfleyişinden etkilenerek talebesi oldu. 14 yahut 15 yaşlarındayken de Eyyübi Ali Rıza Bey’den nazariyat dersleri almaya başladı (Karabaş: 33).

Orta Öğreniminin ardından Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünü kazandı. Akademide İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde çalıştı. 1927 yılında akademiyi birincilikle bitirdi. Aynı yıl kendisi gibi seçilmiş bir grup genç ressamla yüksek eğitim almak üzere Fransa’ya gönderildi. Paris’te Academia Julian’da ressam Albert Lorence ve Andre Lhote atölyelerinde çalıştı (Karabaş: 20). Paris’e giderken neyini ve hamparsum notalarıyla tespit edilmiş bir repertuarı da yanında götürdü.

Halil Dikmen 1931 yılında yurda döndü ve Avrupa’da aldığı eğitimin devamı olarak 6 ay süre ile Almanya, Avustralya ve İtalya’ya geziler yaptı. Gezilerin hemen ardından Kayseri Lisesi’ne Resim Hocası olarak atandı. Buradaki vazifesi 6 yıl sürdü. Kayseri’deki vazifesi sırasında şehre gelen Sivas Maarif Müdürü Ahmet Kutsi Tecer ile tanıştı. Ahmet Kutsi Tecer sonraları Milli Eğitim Bakanlığı Tedrisat Müdürlüğü görevine atandı ve Kayseri’de çok da mutlu olmayan Halil Dikmen’i Galatasaray Lisesi’ne tayin etti.

Galatasaray Lisesi’ndeki görevine başlayan Halil Dikmen’in bir anısını kız kardeşi Halime Dikmen şöyle nakleder:”  … (Halil Dikmen) Galatasaray’a hoca olarak tayin edildiğinde okulun müdürü, bu genç simanın pek başarılı olamayacağını düşünerek üzülmüş ve Halil derse girdikten sonra, çıkacak gürültüyü beklemiş. Ancak bir ses gelmediğini görünce şaşırmış ve sınıfa doğru ilerlemiş. Sınıfın penceresinden baktığında, Halil’i çocuklarla birlikte oturup şakalaştıklarını görmüş ve tabii çok memnun olmuş.” (Karabaş: 33). Halil Dikmen’in Galatasaray Lisesi’ndeki hocalığı çok sürmedi; kısa bir süre sonra Atatürk’ün isteğiyle kurulan Resim ve Heykel Müzesine yine Atatürk’ün isteğiyle kurucu müdür olarak 7 Haziran 1937’ da tayin edildi (Ayvazoğlu, 2002: 79). Müdürlüğü sırasında Emin Dede’den ney meşk etmeye başladı.

Halil Dikmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1938 yılında tertip ettiği yurt gezileri etkinliğin çerçevesinde 1940 yılında Giresun’a gönderildi ve burada yaptığı dokuz resimle dönüp o yılın birincilik ödülünü kazandı (Ayvazoğlu, 2002: 83). 1944 yılında Erzurum Hasankale’ ye oradan da Siirt’in Tillo köyüne giderek resimle ilgili çeşitli çalışmalar yaptı.

Halil Dikmen Resim ve Heykel Müzesindeki görevi sırasında ney sevdalısı gençlere hiçbir karşılık beklemeden, geleneğin devamlılığını sağlamak üzere ney dersleri verdi. Niyazi Sayın da bu derslerden yetişen bir talebesidir. “Hocamın neyden çıkardığı sesi halen çıkaramıyorum” diyen Niyazi Sayın 21 ocak 1949’ da başladığı ney meşkine, 12 yıl kesintisiz her perşembe hocasının derslerine giderek devam etti. Neyden kuvvetli ses çıkaran ve elinden Şah neyini eksik etmeyen Halil Dikmen hocası Emin Dede’den de çokça etkilenmiştir. Bu etkilenmenin tanıklarından olan Niyazi Sayın, Halil Dikmen’le olan şu anısında durumu örnekler: ” …neyi eline aldığı zaman: ‘çoktan beri üflemedim, neye su koyuver!’ derdi ve ‘bakalım Emin Efendi Hoca şöyle bir şeyler yapardı ben de yapabilecek miyim?’ derdi” (Karabaş: 43).

Halil Dikmen 1949 yılında Resim ve Heykel Müzesi Müdürü iken, Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde de hocalığa başladı. (Karabaş: 22) Akademiden ney talebeleri oldu. Neyzen Niyazi Bey, Halil Dikmen’in akademiden talebesi olan Cemal ile olan bir hatırasını şöyle nakleder: “Bir gün hocam Halil Dikmen’e derse gidiyordum. Akademiden Cemal’i gördüm. Dersten mi geliyorsun, diye sordum. ‘Evet, ama artık ney üflemeyeceğim. Hocanın üfleyişini duyunca bu işi yapamayacağımı anladım.’ dedi ve şöyle devam etti: ‘Hocaya gelmezlik etmeyeceğim, çünkü ondan ahlak dersi alacağım.’”(Sayın, 2001).

Halil Dikmen 1961 yılında MEB Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Üç yıl sonra 17 Ekim 1964’te görevi başında geçirdiği kalp krizi sonucu, elli sekiz yaşında hayata gözlerini yumdu. Kız kardeşi Halime Hanım, ağabeyinin bu görevi isteksizce kabul ettiğini, hatta bu görevin yoğunluğundan ney dahi üfleyemeyen Halil Dikmen’in istifa dilekçesi verdiğini; lakin dilekçenin işleme konulamadan ağabeyinin vefat ettiğini anlatır (Karabaş: 34).

Halil Dikmen 21 Ekim 1964’te Güzel Sanatlar Akademisi ve Resim ve Heykel Müzesi’nde yapılan törenlerin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli neyzenlerden ve ressamlardan biri olan Halil Dikmen’in günümüze birçok tablosu, musiki kaydı ve “Mevlevi Ayinleri” başlıklı bir yazısı gelmiştir. Halil Dikmen’in Ankara Radyosuna sanatçı alımında jüri olarak görevlendirildiği bir zaman, Mesut Cemil Bey’in ısrarını kıramayarak Dürrü Turan ile verdiği, hatta çok beğenildiğinden bir gün sonra tekrar edilen konserin kayıtlarını (Karabaş: 33) saymazsak musiki icralarının hemen hepsi ders esnasında çekilmiştir. Bu kayıtlar kişisel arşivlerdedir.  “Mevlevi Ayinleri” başlıklı yazısı ise Abdülbaki Gölpınarlı’nın “Mevlana’dan Sonra Mevlevilik” adlı eserindedir (Gölpınarlı, 1983: 464-465).

Halil Dikmen, geleneğin devamını sağlamak amacıyla birçok ney talebesine ders verdi. Turgut Cansever, Niyazi Sayın, Ahmet Yakupoğlu ve Ahmet Çalışel bu derslerde yetişen talebelerindendir.

 

Yazdır PDF
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Sık Kullanılanlara Ekle 
© Her hakkı saklıdır. NeyzenAliTan.com - 2011 ® Tasarım & Kod : fomeus